Archive for the ‘Emre Sevinç’ Tag
Güncelleme: Üslubun getirdikleri
Emre ile ilgili olan görüşlerimi yazdığım yazının ardından Emre’nin blogunda yeterince yakışıksız bir cevap belirdiği için kendisine cevap verme ihtiyacı hissetmemiştim ve hissedeceğimi zannetmiyorum fakat; bunu es geçemedim:
Emre dün öğlen bu düşüncelerini yazdıktan sonra ahmetaa adlı kullanıcı en güzel cevabı vermiş. “Lisp kullanmayacağız, kusura bakmayın
“
Daha fazla söyleyecek bir şey yok zaten. Ne demiştik? Üslup, Hymn of the big wheel and Lisp üzerine… Evet.
Üslubun getirdikleri…
Geçtiğimiz günlerde Linux Gezegeni‘nde linkteki girdi yapıldı. Bu entry’nin hedefi ileriseviye‘de yazan Emre Sevinç’ten ve onun blogundan başkası değildi. Bu, O’nun blog girdileri ile ilgili görüp duyduğum en sert tepkiydi.
Bu blog esasında egzotik programlama dilleri, teorilerin kullanım amaçları vb. konular için açılmış olsa da; haklı şekilde Emre Sevinç’in en sevdiği şeyi, LISP’i anlatıyor en çok. Her girdi, bir LISP konferansı ya da bir teorinin LISP ile uygulanmasına dair örnekler içeriyor. Bunda hiç bir yanlış yok. İnsan istediği dili sevebilir, istediği konuyu blogunda işleyebilir. Peki nedir bu tepkiyi ortaya çıkaran, insanların sabır limitlerinin ötesine geçen?
Doğruyu söylemek gerekirse Emre’nin (böyle dediğim için kızmayacağını umuyorum) blog’unu ben de okuyorum. İşlediği konu(lar/y)a merakım olsa da blogu çok rahat okuyabildiğim söylenemez. Emre’nin üslubu ve anlatım tarzı durumu bu hale getiren yegane şey maalesef…
(İki paragraf arası not: Benim blogumda 24 mart’ta yazılmış olan bu yazı da esasında Emre’nin Bilgi Üniversitesi CS-Discuss mailing listine attığı bir yazıya cevaben yazılmış, önce listeye gönderilmiş, daha sonra da buraya eklenmiştir. Yazıda, kendisini rencide etmemek adına hiç bir şekilde ne adını ne de ona ulaşılabilecek bir adresi vermemiştim.)
Evet ne demiştik? Anlatım tarzı, evet. Emre’nin anlatım tarzı’nın blogunu okunamaz ve sinir bozucu hale getirdiğinden bahsetmiştim. Peki nedir bu üslup, nasıl sinir bozucu olabiliyor?
Emre’nin sinir bozuculuğu LISP’i sevmesinden, Tekdüze bir blog olmasından, bir caz parçasını LISP ile bağlayabilmesinden gelmiyor. Bu sinir bozuculuk, “ben biliyorum, ben söylüyorum ve evet, sizi eziyorum” havasından kaynaklanıyor. Emre bunu istemiyor olabilir ama; maalesef bu şekilde yazıyor. Blogunda her zaman ulu programlama dili LISP ve minik ve ezik köleleri diğer programlama dilleri var.
Emre’ye göre her şey LISP de bitiyor. Bütün programlama dilleri LISP den türetilme, LISP uğraşılırsa en hızlı, gurusu olunursa bütün dünyanın anahtarı… Bazı insanlar “LISP-aware” programlama ortamlarında 15dk içinde web server yazıyorlar ama ufak bir sorun var. Kodu siz değil bilgisayar yazıyor, ve LISP syntaxı yüzünden okunamaz bir şekilde yazıyor. Arkada çalışan kod ise Apache. Yeni bir şey yok yani.
İnsanları ve beni delirten şey de bu işte. Birileri diğer programlama dilleri ile ülkeyi, dünyayı değiştirıyor (Pardus); Emre ise burada diğer insanların yaptıklarını ve başkarının bulduklarını anlatıp, savunuculuğunu yapıyor. O da lazım ama; bu şekilde değil.
Ben şahsen Emre’nin LISP’te bugün blogunda kendi yaptığı şeyleri, kendi özgün düşncelerini (kişisel “kıssadan hisse” ve “bir yıl içinde ben bunları öğreneceğim” lerini değil) ve kendi üretimlerini görmek; “X, Y dilinide bu şeklde yapılırken; bu X, LISP’te Z şekilde daha rahat ve daha hızlı yazılabiliyor ya da, LISP bu konuda yetersiz bence siz bunu Y de yazmaya devam edin.” tarzı şeyler okumak, kendi yaptıklarını görmek istiyorum (Ayrıca araya sıkıştırmak istiyorum, bir şeyin diğerinden kötü olması çok doğaldır. Benim yeni projem T|Storm’un ilk versiyonu, konvansiyonel sıkıştırma algoritmalarına göre ancak %35-40 efektif ama; olsun, ilk üreten biziz, geliştirip açacak olan da. Sonra başkaları geliştirecek belki?).
Son söz olarak söylemek istediğim şey Emre: Biraz daha objektif, daha hoş görülü, daha uysal ve esnek yazılar yazman. En iyi programlama dili, amacına o anda en çok hizmet edenlerin arasında senin en sevdiğindir ama maalesef, bir C++, bir LISP tek başına bütün dünyayı ele geçiremiyor…
İyi günler.
Gerçek programlama editörleri ve programcılığa katkıları
Bir şekilde elime geçen gif dosyasını izledikten sonra düşündüm… Acaba programcıyı programcı yapan editör mü, yoksa editörü editör yapan programcı, kullanıcı mı diye… Linux üzerinde düzenli program yazan biri olarak iyi bir programlama editörü gerçekten ihtiyaç duyduğum bir aparat.
Açıkçası vi ve emacs’i çok severim. ufak conf dosyalarını C vb. dosyalarımı editler, eklemeler yaparım. görünüşleri de güzeldir bu editörlerin. Bana nerelerden geldiğimizi, terminalin gücünü görünüşün her şey olmadığını hatırlatır ama; bence bu toollar ile kişisel bile olsa çok dosyalı projeleri yönetmek zor bence. Ayrıca proje üzerinde bir genel bakış kurup, iki adım geri çekilip, “hmm evet dur şurasıydı işte” diyip dalmak biraz zor. Ben şahsen eclipse kullanıyorum. Windows’da çalışabilmek için flash diskimde win32 kopyasını taşıyorum. makinamda ise linux versiyonu kurulu ve çok da iyi anlaşıyoruz kendisiyle ama; bu editörü kullanmam beni ne “gerçek programcı” ya da “kolpa programcı” yapıyor…
Acaba programcıyı programcı yapan editör müdür, yoksa editörü editör yapan programcı mıdır?
Pekala, gerçek programcı “kimdir, nedir?”. Bana göre gerçek programcı O.S. ve editör bağımsız bir insandır (yani windowscular gerçek programcı olamaz diye bir şey yok ama gerçek programcı bütün osları öttürecek diye de bir şey yok) . Bir kere amacına uygun ve gerçek (bu benim platfom bağımsız (cross platform ya da portable) diller için kullandığım bir tabir. bana göre her platformda yazılıp derlenemeyen bir dil “gerçek” bir dil değildir, siz ne kadar katılırsınız bilemem) bir dil kullanması gerekir. kullandığı dilin nasıl çalıştığını (semantics) bilmesi gerekir. Programı yazdığı O.S. i tanıması ve onun altında yatan donanımın avantaj ve dezavantajlarını bilmesi gerekir. Eğer bunlara göre program yazabiliyor, bunları düşünebiliyor ve kodunu buna göre tasarlayıp, ona göre yazabliyor, yazdığı kodun nasıl çalışacağını bilip optimizasyon yapabiliyorsa gerçek programcı bence odur. Yani eğer, yazdığı programla sisteme istediği gibi hükmedip sistemi en verimli şekilde dize getiriyorsa gerçek programcı odur…
Sistemi nasıl dize getirdiği de kendi yoğurt yemesi ile alakalı bir konudur, stilidir, tekniğidir. vi kullanır, gedit kullanır, emacs kullanır, eclipse kullanır, notepad ++ kullanır…
Bu yüzden bence “cool programcılar emacs kullanır, üşengeçler gedit” diyebilirsiniz ama eclipse kullanan bizden değildir diyemezsiniz.
Zaten eclipse olmadığı zaman hepmiz vi kullanmıyor muyuz? (şahsen ben zevkle kullanıyorum)
İyi geceler…
Not: bu post’a ilham kaynağı olan arkadaşa da özellikle teşekkür etmek istiyorum. Programcılığı editörlere endekslemeyi başarabildiği için.
Yorumlar (2)
Yorum Yapın
Yorum Yapın
RSS - Posts