‘Deneyimler’ Kategorisi için Arşiv
Day Grid Balancer ile Daha Verimli Bir Hayat
Uzun zamandan beri işlerimi zamanında bitirememekten ve gün içinde istediğim kadar iş yapamamaktan, üretememekten şikayetçiyim. Her gün deliler gibi çalışıp, neleri bitirip nelerde ne kadar ilerlediğimi göremediğim için, ne kadar çalışırsam çalışayım hiç ilerleyemediğimi düşünüyordum.
Hexadecimal IP Tools
Bir süredir, iş yerinde otomatik Linux kurulumu üzerinde uğraşıyorum. Sunucularımızın çoğu aşağı yukarı aynı paketler ve dağıtımlar ile çalıştığı için, otomatik kurulum sistemleri oldukça işimize geliyor. Otomatik kurulumun bizim için iki büyük avantajı var:
- Yeni gelen sunucuları çok kısa sürelerde sisteme entegre edebiliyoruz.
- Bir sunucumuz bir nedenden dolayı işletim sistemini kaybederse, yine aynı kısa sürede sisteme yeniden dahil edebiliyoruz.
Linux’da yapılmaması gerekenler
Arkasında 65TB depolama alanı bulunan sunucunuzun kök dizininde (/) find komutunu çalıştırmayın. Ondan sonra alete bir şey oldu galiba diye yanına gittiğinizde findı bütün hafızayı doldurmuş ve sistemi aşağı indirmiş halde bulmanız oldukça muhtemel.
Silent|Storm tehlikeli işler departmanından bildirdi.
Bazen diskler sadece çalıştığı için çalışıyor
Geçen hafta iş yerinde elektrik altyapımızı güncellemek için genel bir elektrik kesintisine gitmek zorunda kaldık. Sonuç olarak da masaüstü bilgisayarlarımız dahil bütün bilgisayarları yaklaşık 36 saat süre ile kapattık. Sadece çok kritik sistemlerimizi ayrı, harici bir jeneratör ile besledik. Ben ise cuma günleri işe gelemediğim ve okula gittiğim için bilgisayarımı açamadım, bilgisayarım haftasonu da dahil olmak üzere 4 gün kadar kapalı kaldı.
Bu sabah bilgisayarımı açtım, e-postalarımı indirdim, çalışmaya başladım. Bir yandan da sistemimi güncellemeye başladım. Debian testing kullandığım için haftada mutlaka 20 ile 30 paket güncelleniyor. Güncellemeler yüklenirken gözüme bir hata mesajı çarptı “post-removal script of the old package returned status 1, trying the post-removal script from new package”. Linux’da genelde böyle şeyler olmaz, acaba gerçekten bir paketleme hatası mı diye incelerken başka bir satır daha gözüme çarptı “OS_ERR: Read only file system.” Pazartesi sabahının en güzel haberiydi bu. Sistemi, hem de kerneli güncellerken diskim bir okuma yazma hatası vermiş, Debian da diski sadece okunabilir olarak remount etmişti.
Veri (ve tabii ki dosya) yönetimi
Son bir kaç yıldır bilgisayarların veri depolama kapasiteleri inanılmaz bir hızla artıyor. Hayal bile edemeyeceğimiz miktarda alanı, akıl almaz fiyatlara alıp, inanılmaz kolaylıkla bilgisayarımıza ekleyebilir hale geldik. Hepimiz yanımızda ciddi miktarda veri alabilen flash diskler taşıyoruz.
Bu kadar alana sahip olduğumuz zaman bir sürü şeyi depolayabilmemize rağmen bu sefer de neyi nereye koyduğumuzu bulamıyor ya da ararkan ciddi şekilde zaman kaybediyoruz.
Linux, C++ ve Unicode
Daha önceki yazımda bahsettiğim unicode karakter problemi ile uğraşırken Linux’un bu karakterler ile nasıl baş ettiğini ilginç bir şekilde buldum. Sorun, dosyayı okumak ve işlemek için yazdığım kütüphanenin metni ekrana doğru yazması ama Türkçe karakterleri tanımaması (işlememesi) ile baş göstermişti. Ben de karakterlerin nasıl kodlandığını incelemek için, karakterlerin tamsayı değerlerini ve kendilerini ekrana basan ufak bir C++ programı yazıp derledim…
Programı deneyince sorun daha da karmaşıklaştı. Türkçe karakterlerin tamsayı değerleri hem sıfırdan küçük çıkıyor hem de girdiğiniz karakter ekranda doğru görünmüyor. Peki o zaman, benim kütüphanem dosyayı nasıl ekrana yazabiliyor?
Tatil ve C++

Öncelikle tatilden hepinize merhaba. İnternet bağlantım olmadığı için (iyi ki de yok) yazılarımı yazıp biriktiriyorum. Bugün tatilin 8. günü ve şimdiden kendimi oldukça dinlenmiş hissediyorum. Burada bol bol uyuyor, yüzüyor, kitap okuyor ve az da olsa bilgisayar ile ilgileniyorum…
Tatilin en güzel yanı, internet bağlantımın olmayışı ve beni kimsenin beni rahatsız etmemesinin yanında uzun zamandır ertelediğim projelerime de sonunda zaman ayırabiliyor olmam. Hiç televizyon seyretmediğim için yemekten sonra ve sabahtan az da olsa kendime biraz vakit yaratıyor ve bu ufak aralıklarda ne zamandır yazmak istediğim T-Storm ile ilgileniyorum.
Uzun zamandır C++ ve program yazmadığım için oldukça paslanmışım açıkçası. Masaüstlerimin birinde eclipse açıkken diğerinden Stroustrup’un C++ kitabının PDF’i eksik olmuyor
. Şu anda düşe kalka ilerleme aşamalarındayım. C++ eski bir dil olduğu ve esasen ASCII ile çalışması için yazıldığı için unicode dosyalarla uğraşmakta biraz zorlanıyorum. Elimde bir iki alternatif olmasına rağmen hala kesin bir çözüm bulamadım. Sanırım çözüm hikayesi daha sonraki bir girdiye kalacak.
Python
Her şey birden oldu… Ne olduğunu anlamadan akşam kendimi geçen yaz ısmarladığım python kitabını karıştırırken buldum… Amacım basit ama çok tekrarı olan bir işi programa yaptırmak ve ortaya çıkan veriyi yararlı bilgiye çevirmekti. Kısaca tam anlamıyla bir sistem yönetimi problemi çözmem gerekiyordu ve önümde 3 seçeneğim vardı:
- Bash.
- Perl.
- Python.
Dokumantasyon
Farkında mısınız bilmiyorum ama; çok uzun zamandır buralarda değildim. Esasında buralarda olmama rağmen, ne buraya ayıracak zaman ne de burayı düşünecek gücüm vardı…
Yaklaşık 3 ay önce hayatımı itina ile dağıtıp (evet en ufak parçasına kadar) itina ile topladım (bilenler biliyor, bilmeyenler de pek sormazlarsa sevinirim
). Daha sonra master’ın ikinci dönemi başladı ama; hayatımı dağıtmadan evvel ve hatta hayatımı topladıktan sonra bile başımda kalan bir dert var ki, bu okuduğunuz yazıya ilham kaynağı oldu.
Bilmediğim bir zaman evvel, bir toplantıda benden kurum içerisine bir belge sunucusu kurmam istendi. Aday program olarak da CERN’in geliştirdiği CDS-Invenio gösterildi. Ben de her işini seven çalışan gibi koşa koşa siteye gittim, programı indirdim, derledim (web sitesi python / HTML ile beraber geliştirildiği için, siteyi kurmadan evvel derlemeniz gerekmekte) ve 15 dakika içerisinde masaüstü sistemime kurdum. Hayatımın en keyifli 15 dakikası olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim çünkü hem ayarlar ve kurulum pratikti, hem de kurma talimatları debian için verilmişti. Biraz “deb” elendikten, biraz “configure” yaptıktan ve “make -j2″ ile orta ateşte az pişirdikten sonra, istediğim ayarlara (isim, posta adresleri, başlıklar, vs) sahip bir döküman sunucum olmuştu. Sevinçliydim çünkü; tahmin ettiğimden kolay olmuştu ve en önemlisi olmuş görünüyordu derken, siteyi istediğim gibi uyarlamak için çalışmaya başlayınca, bunun pek de öyle olmadığını anladım. Devamı »
Günlükler…
Günlük ya da log. İşletim sistemi gözetmeksizin, sistem yöneticisi ve sisteminin derinlikleri ile uğraşan her kullanıcının en az bir nedenle başvurduğu; bazen okunabilir, bazen okunamaz; bazen düz metin bazen ikili formatta dosyalar yığını. Kendisini yazan programın ne yaptığını, her şeyin yolunda olup olmadığını öğrenmenizin en kolay, bazen tek yolu… Tabii eğer işe yarar şekilde tasarlanmışlarsa.
Eğer sizin de işiniz Linux sunucular üzerinde çok kısıtlı sayıda insan tarafından bilinen büyük bir orta katman yazılımını yönetmek ve sistemin çalışmasını garanti etmek ise, günlüklerin önemini benim kadar iyi anlayabilirsiniz… Peki ya bu günlükler olması gerektiği gibi değillerse?
Yorum Yapın
Yorum Yapın
Yorumlar (2)
RSS - Posts